uçan arabalara az kaldı

Merry GO Round // Caddebostan

October 15, 2011 at 8:58am
0 notes

bu yazıdan çıkarılacak tek sonuç, kazaklarımızı 30 dereceden yüksek sıcaklıktaki sularda yıkamamamız gerektiğidir. ona göre okuyun.

Her sabah dükkana gelmeden uğradığım bakkal bir keresinde ben ağzımı bile açmamışken ” günaydın! kent white, radikal, hürriyet!” dediğinde sevinmiştim. aramızda artık kurulu birşeyler vardı. o günden beri sabahları işe iyi başlıyorum. birileri beni biliyor, tanıyor. Çok havalı.

Starbuckstaki barista’ya termosumu fütursuz uzatabiliyorum. Yapması gerekeni biliyor. Yapıyor. ” orta yağsız latte” diyeceğim zamanı daha verimli harcayabiliyoruz. Tayyip’in annesinden bahsedebiliyoruz.Havalardan, pound’un yükselişinden, erkeklerden.


Ben&Jerry ‘deki Jerry beni görünce ”Dondurma!” diyor. ” 3 top çilek, 1 top sürpriz!”.
Topshop’taki esmer kadınla geçen hafta aldığım kazağı tartışıyoruz. Kendinde de var aynısı. 30 derecede yıkamamış. Küçülmüş. Ben dikkat etmeliymişim.


Kuaförüm boya zamanımı whatsapp ten msj atarak hatırlatıyor. Randevumu yazıyor. Gidip her zamanki koltuğuma oturduktan en geç 4-5 dakika sonra sütlü kahvem önümde oluyor. üzerindeki belli belirsiz kaymaklaşmış kısma işaret parmağımı dokundururken belki 47897987. kez ”sarı saç iyiydi yeeaa” diye geçiriyorum içimden.


Aslında zaman alıyor bu. İsmini bile bilmediğin insanlardan kendine bir mahalle yaratıyorsun. Muhtar sensin. HAVALI.

Pekii..Bu bir başarıysa eğer, neden haftalardır barista kıza kahvemi aslında ahududu şurupluyken daha çok sevdiğimi söyleyemiyorum ben lan? Sigarayı bakkalın sabahları hazırladığı poşette herhangi bir değişiklik olmasından korktuğum için mi bırakamıyorum? Saçlarımın ”öyle bir geçer zamanki’deki küçük osman’ın saçları” gibi olmasını isterken buluyorum bazen kendimi. Bunu kuaföre nasıl açıklarım düşünsene?


Başarı değilmiş düşününce.. Bildiğin bağlanmakmış. Ne boktanmış lan. Sevmedim.


Dünyanın bazı yerlerinde, çok boktan başarılar yaşanıyor.

Ama aslında  ”başaramadığımız şeyler” listesini geliştirebilirsek daha mutlu olacağımızı düşünüyorum.

Yağmurlu havalarda kimseye sezdirmeden içten içe mutlu olmamız gibi.

O zaman sakince durabiliriz belki. Şöööyle bir durabiliriz. 

 Şöyle bir dururken bir de bakarız ki uzun zaman geçmiş. Hayatımızın geri kalan değerli dilimi var ya, o dilim boyunca çevremizdeki bütün insanlara, bitmek bilmeyen zamanlar boyunca, hep, bunlardan bahsetmekten ödümüz kopar hatta.

Ama derler ki ki, “Geçiyor. Hep böyle olmayacak.”

Biz de buna tutunup ‘şöyle bir durmaya’ son hızla devam ederiz.

 
Sonra. Akıl alır gibi değil. Bir şekilde. Hareketli şarkıların bile yavaş versiyonlarını buluruz dinlemek için. Bir sabah uyandığımızda kapımızın önüne bırakılmış falan da değil yani.

Arayıp, buluruz inanır mısınız.

Hepsi daha iyi ‘Şöyle bir durabilmek’ için. Tüm istediğimiz bu.

okuma hızınıza göre hayatınızdan yaklaşık 3 dk çaldım. kişisel bişiy. helal edin.

September 20, 2011 at 9:09am
419 notes
Reblogged from imaweird

Saddest Photo Evar

imaweird:

September 13, 2011 at 6:36am
0 notes

allah dileklerimizi kabul etmek için enter’a basmıyor mu yani?

6:32am
1 note

benim nerem benziyor kıvanç tatlıtuğ’a?

otobüste kimsenin sevmediği o ters yerleştirilmiş koltuklar

egzoz kokusu

kapalı hava

çalışmak

pazar alışverişine gitmek

sabahın köründe kalkmak

ali kaptan

ne alaka demeyin. tek tek düşündüm. hepsi aslında içten içe sevdiğim, ama kimse sevmiyor diye sevmiyormuş gibi yaptığım şeyler. şu saatten sonra dışlanmak umrumda değil. ters ters giderim üst bostancı’dan taksime kadar.

September 7, 2011 at 7:02am
1 note

beyler;

kısa kollu t-shirtlerinizin zaten hali hazırda, adı üzerinde kısa olan kollarını 2 gr daha fazla kas gösterebilmek için kıvırmanıza bayılıyoruz.

4-5 arkadaşınızla biraraya geldiğiniz zaman birbirinizin üzerine atlamalarınız, el kol şakalaşmalarınız ve boğuşmalarınız filan bir harika.

gazeteye sizden sonra kimse dokunmayacakmışçasına canhıraş şööyle bir göz atıp sonrasında katlarmış gibi yapıp bir köşeye fırlatmanız aslında çok çekici.

gazlı içecek, gazsız içecek, içecek, içmeyecek vs sonrası ilk 15 sn içinde çıkardığınız sesler ise çok anlamlı ve şirin.

her halinizin hastasıyız.

imza

hiçbir kadın.

PS: Erkek t-shirtleri gelmiştir.

Merry GO Round

6:27am
0 notes

umutsuz evkadını

başkasının çayı hep daha lezzetli işte.

nasıl da ayarlıyorlar şekerini, demini filan..

September 6, 2011 at 10:20am
0 notes

kübizm’in kübra isimli kızlarla bir alakası olup olmadığı hakkında ne düşünürsünüz bilmem..

ama bu t-shirtler her kübra’ya, kendini kübra hissedene ve kübraların yakın çevrelerine iyi gelecektir.

Göksulara geldi mesela.

Tedirgin, huzursuz, gelenekselden ne kadar uzaksa akla o kadar yakındılar.Resme 4. boyut katmak derler ya. hah işte tam ondan. o boyut da zaman olsa gerek. zaman dışı çizimler vardı. Tek tek hepsinde. Üşenmemişler.

Logolarından, nametaglerine, paketlerine ve dikişlerine kadar özenmişler. Üşenmemişler.

Göksular çok sevdi.

Şimdi Kübraları görelim.

Merak edenler Merry GO Round’a..

9:08am
0 notes

yaz ne güzel şey. keşke her mevsim yaz olsa. herşey yaz olsa. kuşlar, arabalar, otobüs durakları, saçlar, bulutlar vs. 

ama değil..

Merry GO Round sonbahar kılığı için bakınız.

August 2, 2011 at 6:10am
0 notes

then we can drink some ocean spray.

July 28, 2011 at 8:58am
1 note

Bitmek üzere olan kent switch’i patlatmayı unuttuğunu farkettikten sonraki 2 saniye : saf mutsuzluk.” Ayşe Göksu Şener.